Güzel ama tehlikeli Meksikalı Pasifik Kraliçesi

2012/08/19 Dünya damladogan

Quentin Tarantino’nun ünlü filmi Kill Bill gerçek olsaydı herhalde dünyanın en tehlikeli kadını Uma Thurman olurdu. Ancak bu unvan şimdilik 52 yaşındaki Meksikalı uyuşturucu patroniçesi Sandra Avila Beltran’da. Nam-ı diğer Pasifik Kraliçesi adına yaraşır bir hayat yaşıyor. Hakkında kitaplar, şarkılar yazılmış. Hatta diziler çevrilmiş. Lüks hayata düşkün bu kadın demir parmaklıklar arkasında bile botoxlarının zamanını aksatmıyor. Geçen hafta yargılanmak üzere ABD’ye iade edilen Avila Beltran’ın hayatı da yakalanış serüveni de hayli ilgi çekici.

 


 

Şık kıyafetler, yüksek topuklar, mücevherler, profesyonel makyaj, lüks bir hayat… Sandra Avila Beltran’ın uyuşturucu karteli denince akla gelen kelimelerden hayli farklı bir dünyası var. Onun için güzellik her şeyden önemli. İşte bu kadın Meksika’daki en önemli uyuşturucu çetelerinden biri olan Sinaloa Karteli’nin başındaki isim. Polisler tarafından yakalandığında bile dışarı çıkmadan, ‘Gazeteciler var. Kötü görünmeyeyim’ diyerek makyajını tazelemek için izin isteyebilen biri. Güzellik salonlarından çıkmayan Avila Beltran’ın hayat tarzı 2007’de Meksika’da hapse girdikten sonra da değişmedi. Hapishanedeki böceklerden sık sık şikayet etti. Dışarıdan yemek sipariş veremiyor olmasının insan hakları ihlali olduğunu savundu. Geçen yıl demir parmaklıklar ardında bile düzenli botox yaptırdığı ortaya çıktı. Skandal, Meksika’da kaldığı yüksek güvenlikli hapishanenin üst düzey iki yetkilisini görevinden etti. Ama o güzel olduğu kadar tehlikeli de bir isim. Onun için yazılan şarkının sözleri aslında onun hayatını da özetliyor: “Gül ne kadar güzel olursa dikenleri de o kadar sivri olur.”

Amcası uyuşturucu kaçakçılığının ‘babası’, merhum iki eşi de polisti

Sandra Avila Beltran’ın kaderi daha ilk günden belli olanlardan. Amcası Miguel Angel Felix Gallardo. ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığını başlatan, uyuşturucu çetelerinin ‘babası’ olarak bilinen bir isim. Gallardo 1989 yılından bu yana hapiste. Aldığı 40 yıllık cezasını yatıyor. Yeğeni Sandra Avila Beltran da genç yaştan bu yana ‘mesleğin’ içinde. Attığı her adımla çeteler içindeki yerini sağlamalaştırdı. Pek çok kişiye göre ‘kadınlığını’ kullanarak erkek egemen uyuşturucu çeteleri arasında hızla yükseldi. Sandra Avila, iki eşi de polis teşkilatı içinden seçti. İkisi de önemli görevlerde olmalarına rağmen uyuşturucu çeteleriyle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle kiralık katiller tarafından öldürüldü. Yaşadığı son aşk, onun uyuşturucu dünyasında adının iyiden iyiye duyulmasını sağladı. Kolombiya’nın en ünlü kartellerinden biri olan Notre del Valle’nin başındaki Juan Diego Espinoza ile ilişkisi iki kartel arasındaki bağları da güçlendirdi. Böylece Avila Beltran’ın kontrolündeki Sinaloa karteli, Kolombiya’dan gelen uyuşturucuyu Meksika üzerinden ABD’ye kaçırmaya başladı.

Kaçırılan oğlu için 5 milyon dolar fidye ödeyince yakalandı

Avila Beltran’ı yakalanmaya götüren süreç 2001 yılında başladı. Önce Manzanillo limanında bir gemisi ele geçirildi. İçinde 80 milyon dolar değerinde tam 9 ton kokain vardı. Bu olaydan altı ay sonra oğlu kaçırıldı. Avila Beltran çareyi polise başvurmakta buldu. Kısa bir süre sonra fidyeciler Avila Beltran ile temasa geçti ve 5 milyon dolar talep etti. Bu rakamı düşünmeden kabul etti. Ancak bilmediği polisin bu arada onun telefonlarını da dinlemeye aldığıydı. Geçmiş olsun demek için birbiri ardına arayan uyuşturucu baronları dikkatleri Avila Beltran’a yöneltmişti. Fidyeyi ödemeyi kabul etmesi ise onun için son nokta olmuştu. Teknik takipteki polis artık onun yasadışı ilişkileri olduğundan emindi. Zira sahip olduğu güzellik salonu ve emlak şirketi ile bu kadar çok para kazanılamazdı. Kısa bir takibin ardından polis Avila Beltran’ın Manzanillo limanında ele geçirilen gemi ile bağlantısı olduğunu buldu. Ancak O çoktan ortadan kaybolmuştu.

ABD’deki duruşma 14 Eylül’de

Beltran’ın yakalanması 2007 yılında oldu. Meksika’da lüks bir restoranda yemek yerken polis tarafından gözaltına alındı. Üç yıl süren davanın ardından yeterli kanıt bulunamadığı gerekçesiyle aklandı. Fakat ABD peşini bırakmadı. Zira ABD’deki uyuşturucunun yüzde 90’ı ülkeye Meksika üzerinden sokuluyor. ABD’li savcılar Avila Beltran’ın Meksika’dan ABD’ye gelen uyuşturucunun en büyük sorumlularından biri olduğunu iddia ediyor. Buna kanıt olarak da 2001 yılında Avila Beltran’ın takibe takılan bir konuşmasını gösteriyor. İddialara göre bu konuşmada Avila Beltran Chicago’ya teslim edilen 100 kilogram kokainin bedelinin ödemesini talep ediyordu. Avila Beltran geçen hafta ABD’ye iade edildi. Şimdi gözler Miami’de 14 Eylül’de görülecek ilk duruşmasına çevrildi.

Meksika’da uyuşturucu çeteleriyle mücadelede 6 yılda 60 bin kişi öldü

Meksika’daki uyuşturucu pazarı yıllık 50 milyar dolar değerinde. Polis teşkilatının içindeki kadrolaşmayı en iyi bilen isimlerden biri olan Sandra Avila’ya göre ülkedeki uyuşturucu kaçakçılığının en büyük nedeni iktidar. Devlet içindeki yolsuzluk, kaçakçılığın da sürmesine neden oluyor. Zaten polise güvenemeyen hükümetin ülkedeki yedi kartelle savaşmak için 50 bin asker görevlendirmesi de bunun bir kanıtı. Öte yandan ülkedeki şiddet kontrolden çıkmış durumda. Dönemin Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon 2006 yılında uyuşturucu kartellerine savaş açtığını açıkladı. Neredeyse her gün kartellere baskın yapıldı, ülkedeki tansiyon arttı. Ancak bu kanlı savaş tam 60 bin kişinin hayatına mâl oldu. Karteller hükümete karşı sivilleri kullandı. Sadece yerel halk değil, turistler, göçmenler ve gazeteciler rehin alındı, öldürüldü. Kartellerin gücü zamanla öyle arttı ki ülkenin bazı bölgelerindeki yönetim bile ele geçirildi.

 

, , , , , , , , ,

Yorumlarınız benim için çok önemli...