Suriye’de Hayatını Kaybeden Savaş Muhabiri İki Kadının Nefes Kesen Öyküsü

2012/08/26 Dünya,Suriye damladogan

Japon Mika Yamamoto ve Amerikan Marie Colvin… Suriye’deki çatışmalarda hayatını kaybeden iki ödüllü gazeteci. Biri geçen Pazartesi Halep’teki, diğeri 22 Şubat’ta Humus’taki çatışmaları görüntülemeye çalışırken öldürüldü. Gelen ölüm haberlerini yazmaksa meslektaşlarına kaldı. Kadınların nadir seçtiği ‘savaş muhabirliği’ne hayatlarını adayan iki kadının hikayesine buyurun.


“Bizim çocuğumuz mesleğimiz”

45 yaşında bir kadın. Mika Yamamoto. 15 yıllık eşi Kazutaka Sato, kameramanı… Hiç çocukları olmamış. Arkasından yaşlı gözlerle bakan eşi “biz gazeteciyiz” diyor, “bizim çocuğumuz mesleğimiz…” İşte bu tutkuydu onları Suriye’ye götüren. Çatışmalardan en güzel görüntüyü almak, en farklı haberi yapmak için arşınlıyorlardı Halep sokaklarını. Ancak bu kez olmuyor. Japon gazeteci Mika Yamamoto’nun hayatı boynuna isabet eden bir kurşunla sona erdi geçen Pazartesi günü. Gazetelerdeki kısacık köşelere sıkışıp kaldı ödüllerle dolu hayatı.

 “Cesur yürek” lakabının hakkını veren gazeteci

 

Halbuki 23 yaşında başlamıştı baba mesleği olan gazeteciliğe. Beş yıl sonra, 1995 yılında Japan Press’te çalışmaya başladı. Savaşların mağduru kadın ve çocukların hikayelerini taşıdı yıllarca ekrana. 1.54 boyuna rağmen kazandığı ‘cesur yürek’ lakabının hakkını verdi; Kosova’ya, Çeçenistan’a, Uganda’ya gitti. 2001’de Afganistan’daki Taliban yönetimi altında kadınların yaşadıklarını milyonlara aktardı. 2003’te başlayan Amerikan işgalinin ardından Irak’a geçti. Bağdat’taki bombardımanlar sırasında hayatı değişti. Vurulan Filistin Oteli’nde iki meslektaşı hayatını kaybetti. Sağ kalışı ona Japonya’da büyük bir ün getirdi. O artık ekranların en tanınan yüzlerinden biriydi. Kazandığı Japonya’nın Pulitzer’i Vaughn-Ueda ödülü başarısını daha da taçlandırdı. Cepheye gitmediği zamanlarda üniversitede part-time ders vermeye başladı. Savaş mağduru çocukları anlattı öğrencilerine. Çatışmalarda kocasını kaybeden kadınları… Yaşadıklarını aktarırken vermek istediği tek bir mesaj vardı: Barışın ne kadar önemli olduğu.

Son anonsu: “Bir patlama oldu oraya gidiyoruz”

Halep’te yine böyle bir hikayenin peşindeydi. Kamerada kayıtlı son anonsunda “bir patlama meydana geldi. Çok fazla can kaybı olduğunu duyduk, oraya gidiyoruz” diyordu. Oradaki insanların hikayelerinin peşindeydi. Fakat Özgür Suriye Ordusu milisleriyle beraber giderken araçları durduruldu. Gazeteci olduğunu göstermek için kamerasını havaya kaldırdı. Ancak çatışma başlamıştı. Herkes bir yana kaçıştı. Eşi Sato yakınlardaki bir eve sığınarak hayatta kalmayı başardı. Ondan geriye kalansa kamerasına kaydolan kurşun sesleri oldu.

Kaddafi’yle 25 yılda yaptığı röportajları kitaplaştırdı

Marie Colvin gazeteciliğe 1974 yılında ABD’nin ünlü Yale Üniversitesi’nde Amerikan Edebiyatı okurken başladı. Bir yandan da okul gazetesinde muhabirlik yapıyordu. Mezuniyetinden sonra United Press International’a polis muhabiri olarak girdi. Hayatının dönüm noktası 1986 yılında Amerikan uçaklarının Libya’nın başkenti Trablus’u bombalaması oldu. Bu ABD’nin Vietnam Savaşı’ndan sonraki en büyük saldırısıydı. O dönemde Libya’da bulunan Colvin, İngiliz Sunday Times gazetesi için çalışmaya başladı. Kısa sürede gazetenin Ortadoğu Temsilciliği görevini üstlendi. O yıl Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi ile röportaj yapan ilk yabancı gazeteci oldu. Sonraki 25 yıl boyunca Kaddafi ile sık sık bir araya geldi. Geçen yıl Arap Baharı Libya’ya sıçradıktan sonra Kaddafi’nin ilk röportaj verdiği isim de oydu. Geçen Ağustos’ta Kaddafi’yle bugüne kadar yaptığı tüm röportajları ve anılarını topladığı kitabını yayımlandı. Kitabın adını ‘Mad Dog and Me’ (Kudurmuş Köpek ve Ben) koydu.

Canlı yayın yaparak bin 500 kişinin hayatını kurtardı

İran – Irak savaşı sırasında gizlice Basra’ya girmeyi başardı. 1987 yılında Lübnan’daki Filistinlilerin kaldığı Burj El-Barajna mülteci kampı bombalanırken yine oradaydı. Buradan yazdığı insan hikayeleri onu büyük üne kavuşturdu. İnsanların acılarını dünyaya duyurmak için yaşanan her çatışmanın peşinden koştu. Çeçenistan, Kosova, Sierra Leone ve Zimbabve’den özel haberler yaptı. 1999 yılında Doğu Timor’dayken bin 500 kadın ve çocuğun sığındığı yerde röportaj yaparken bina Endonezya askerleri tarafından kuşatıldı. Binayı terk etmeyi reddeden Colvin, Birleşmiş Milletler güçleri ile birlikte binada kaldı. Günlerce buradan hem gazetesine yazdı hem de canlı yayınlarla dünyayı olanlardan haberdar etti. Dört gün sonra içeridekiler kurtarıldığında herkes onun cesaretini konuşuyordu.

Medyanın “tek gözlü Jill”i

2001 yılında Sri Lanka’daki çatışmalarda hayatı değişti. Meslek aşkı onun bir gözünü kaybetmesine neden oldu. Patlama meydana gelmiş ve bir şarapnel parçası sol gözüne isabet etmişti. Ancak bu bile onu durduramadı. Bir röportajında sorulduğunda yaptığı haberlerin yanında yaşadığı bu kayba ‘değer’ olduğunu söyledi. Gözüne taktığı göz bandıyla muhabirliğe devam etti. Bu onu dünya medyasında simge haline getirdi. Onun artık yeni bir lakabı vardı. Al Pacino’nun canlandırdığı ünlü tek gözlü Jack karakterinden esinlenilerek ona “tek gözlü Jill” denmeye başlanacaktı.

Canlı bağlantı için kullandığı uydu telefonuyla yeri tespit edildi

Suriye’deki çatışmalar şiddetlenince soluğu bu ülkede aldı. Ancak Esad yönetimi yabancı gazetecilerin ülkeye girişine izin vermiyordu. Çözümü hazırdı. Daha önce defalarca yaptığı gibi bu sefer de Suriye sınırından gizlice geçti. Çatışmaların yoğunlaştığı Humus’un Bab Amro mahallesine gitti. Bombalanan şehirden izlenimlerini aktarırken kullandığı tek bir kelime vardı: ‘Acımasız.’ 21 Şubat 2012 günü son canlı yayınını yaparken bombardıman sırasında ölümüne tanık olduğu bir bebeği anlatıyordu. Rastgele atılan bombalardan, çatılardaki keskin nişancıların yoldan geçen herkese ateş açmasından bahsediyordu. Yıllardır onlarca savaş gören Colvin ‘bu gördüğüm en korkunç çatışma’ diyordu. Sığındıkları binada gazeteci arkadaşlarıyla bölgeden nasıl kaçabileceklerini konuşuyorlardı. Fakat canlı yayın yaparken uydu telefonunun sinyalleri tespit edilmişti. Ertesi gün bulundukları bina bombalanmaya başladı. Kaçmak için geç kalmışlardı… Marie Colvin ve Fransız fotoğrafçı Rémi Ochlik bombardımanda can verdi. Colvin’in Bab Amro operasyonundan izlenimlerini yazdığı son makalesiyse yarım kaldı.

, , , , , , , , , , ,

Related Post

Dün gece rüyamda Halep’teydim

Yorumlarınız benim için çok önemli...