İşte karşınızda aslan yürekli Didiger Drogba

2013/02/03 Afrika,Portre,Spor damladogan
Tarih 8 Ekim 2005. Kanlı bir iç savaşın içinde olan Batı Afrika ülkesi Fildişi Sahili’nin milli takımı Sudan’ı yenerek 2006 yılında Almanya’da yapılacak Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmıştı. Futbolcuların soyunma odasındaki kutlamaları ülkedeki tüm televizyonlardan canlı yayınlanıyordu. Takım kaptanı Didier Drogba mikrofonu eline aldı. Dizlerinin üzerine çöktü ve tarihe geçen şu konuşmayı yaptı:

“Bayanlar baylar, Fildişi Sahili’nin kuzeyindekiler, güneyindekiler, merkezindekiler, batısındakiler… Biz bugün tüm Fildişi halkının bir arada var olabileceğini, tek bir amaç uğruna oynayabileceğini gösterdik. Biz kutlamaların insanları birleştireceğinin sözünü verdik. Size dizlerimizin üzerinde yalvarıyoruz… Affedin! Affedin! Affedin! Afrika’da bunca zenginliğe sahip bir ülke savaşa sürüklenmemeli. Lütfen silahlarınızı bırakın. Seçimlere gidin. Her şey daha iyi olacak.”

2002 yılından beri süren iç savaşta üç bin kişi hayatını kaybetmiş, yüz binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Ancak Drogba’nın bu sözleri bir savaşı sona erdirdi. Futbol siyasetçilerin erişemediği yerlere ulaşmıştı. Devlet Başkanı Laurent Gbagbo bu çağrıdan sadece bir hafta sonra barış görüşmelerini başlattı. Drogba’ysa tarihe barışın mimarı olarak geçti. O, bir takımın 20 milyonluk nüfusu nasıl tek bir amaç uğruna birleştirebileceğini görmüştü.

5 yaşındayken eğitim için Fransa’ya gitti

Didier Drogba ülkesinden çok küçük yaşta ayrılmaz zorunda kalmıştı. Ailesi daha iyi bir eğitim alması için 1983 yılında, henüz beş yaşındayken onu dayısının yanına; Fransa’ya yolladı. Ülkesinin ve ailesinin hasretine dayanamayarak üç yıl sonra Fildişi Sahili’ne geri döndü. Ancak 1989 yılında patlak veren ekonomik kriz nedeniyle hem annesi hem de babası işsiz kaldı. 11 yaşındayken önce onu tekrar Fransa’ya yolladılar. İki yıl sonra bu kez tüm aile yeni bir umut arayışıyla Fransa’ya göç edecekti.

Muhasebeci olacaktı futbol ağır bastı

Drogba’nın dayısı Fransa’da profesyonel bir futbolcuydu. Drogba da onun izinden gitti. İlk lisansını 1993 yılında amcasının o dönemler oynadığı Dunkerque’den aldı. Futbol derslerinin önüne geçince ailesinden tepki gördü. Derslerine ağırlık vermek için futbola ara verdi. Muhasebe okumak şehir değiştirdi. Ancak içindeki futbol sevgisi ağır bastı. 19 yaşındayken Fransa Ligue 2 takımlarından Le Mans’a transfer olarak futbol kariyerinde sınıf atladı. Ardından yavaş yavaş futbol kariyerinin basamaklarını tırmandı.

Soyunma odasına giden tünelde Mourinho’ya ne dedi?

Hayatını değiştiren şuanda Real Madrid’i çalıştıran Portekizli teknik adam Jose Mourinho ile 2004 yılında soyunma odasına giden tünelde yaptığı bir konuşma oldu. Mourinho o zamanlar Porto’nun başındaydı. Drogba’ysa Marsilya’da… Şampiyonlar Ligi maçında Drogba’nın attığı gol ve ardından yaşadığı sevincin içtenliği Mourinho’yu derinden etkilemişti. Tünelde Drogba’ya “Seni alabilecek param yok ama Fildişi’nde senin gibi oynayan bir kuzenin falan var mıdır” diye espri yapmıştı. Drogba ise gülümseyerek Mourinho’ya sarıldı ve “Bir gün mutlaka beni alabilecek bir takımın başına geçeceksin” dedi. Mourinho altı ay sonra İngiltere’nin en ünlü takımlarından Chelsea’ye transfer oldu. Takımın başına geçtiğinde yönetimden ilk isteği Drogba’ydı. Üstelik Mourinho bu anıya Drogba’nın kitabı için yazdığı duygusal önsözde de yer verecekti.

O Chelsea’ye, takım ona çok şey kattı

Chelsea, Drogba için 24 milyon pound yani yaklaşık 67 milyon lira ödedi. Bu bonservis bedeli, o dönemde Fildişili bir oyuncuya ödenen en yüksek miktardı. İmza töreninde soruları yanıtlayan Drogba kendisi için neden bu kadar para ödediklerini anlayamadığını dile getirebilecek kadar mütevazıydı. Ancak Drogba’nın futbol kariyeri Chelsea’ye gelmesiyle zirve yaptı. Oynadığı 223 maçta 100 gol attı. Sekiz yıl boyunca oynadığı bu takımda rekorlar kırdı, kaldırmadığı kupa kalmadı.

Arkadaşlarına Şampiyonlar Ligi yüzüğü tasarladı

 

Arkadaşlıklar onun için büyük önem taşıyordu. Çin’in Şanghay Şhenhua takımına transfer olsa da eski arkadaşlarını unutmadı. Geçen aylarda Chelsea’deki takım arkadaşları için buluşma yemeği düzenledi. Burada da bir önceki sezon Chelsea’nin tarihinde ilk kez UEFA Şampiyonlar Ligi’nde zafere uzanışını ölümsüzleştirdi. Tüm takım arkadaşlarına toplamda 800 bin pound yani iki milyon 229 bin lira değerinde birer şampiyonluk yüzüğü hediye etti. Yüzüğün tasarımını da bizzat yaptı. Pırlanta ve safir taşlarla süslü altın yüzüklere her oyuncunun ismini ve forma numarasını yazdırdı.

Hayatında paradan daha değerli şeyler var

 

Drogba yıllardır servetinin büyük bir kısmını hayır işleri için kullanıyor. Amacı ülkesini baştan yaratmak. Bu amaçla 2007 yılında Drogba Vakfı’nı kurdu. Aldığı sponsorluk ve reklam gelirleri direk vakfın kasasına gidiyor. Afrika’da dakikada bir çocuğun ölümüne neden olan sıtmayla savaşıyor, AIDS kampanyalarının yüzü oluyor. Öyle ki 2007 yılında Birleşmiş Milletler’in İyi Niyet Elçisi, 2010 yılındaysa Time Dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 isminden biri seçildi.

Lösemi hastaları için hastaneler yaptırıyor

Drogba Vakfı’nın en büyük projesiyse Fildişi Sahili’ne hastaneler yapmak. Fildişi Milli Takımı’nın 2009 yılında Malavi’yle oynadığı bir maçta stadyumun duvarı çökmüş ve çok sayıda taraftar duvarın altında kalmıştı. 19 kişi bu felakette can vermişti. Drogba yaralıları hastanede ziyaret ettiği sırada hastanenin içler acısı durumu onu derinden etkiledi. Üstelik bu ziyaret sırasında Nobel adında lösemi hastası bir taraftarla da tanışmıştı. O sırada kendi kuzeni, Stephan da aynı hastalıktan muzdaripti. Ülkesindeki hastaneler yetersizdi. Bu yüzden tedavi olmaları için Avrupa’ya gitmelerini sağladı. Fakat ikisi de hastalığa yenik düştü. O bir umut için de olsa sevdiklerini daha kapsamlı bir hastaneye yollayabilmişti. Ancak herkesin maddi durumunun bunu karşılayamayacağının farkındaydı. İşte ülkesine hastane yapma fikri böyle doğdu. Fildişi Sahili’nin yeterli donanımda hastanelere ihtiyacı vardı.

Aday olsa Cumhurbaşkanı seçilir ama, ‘Bu benim işim değil’ diyor

Fildişi Sahili’nde her yerde onun posterleri ve çikolatan cep telefonuna yer aldığı reklamların panoları asılı. O pek çoklarına göre Fildişi Sahili’nin modern yüzü… Onunla röportaj yapmak için ülkesinde onu ziyaret eden bir gazeteci Drogba’yı Fildişi Sahili’nin tanrısı olarak niteliyor. Zira ülkedeki herkeste böyle bir algı olduğunu söylüyor. Yorumlar onun ülke için liderlerden daha çok emek sarfettiği yönünde. Ülkesinde cumhurbaşkanlığı için adaylığını koysa kazanacak popülerliğe sahip. Ancak ‘bu benim işim değil’ diyerek kenara çekiliyor.

Hayali, Fildişi’nin çocukların yaşayabileceği bir ülke olması

Drogba bugün üçü erkek biri kız dört çocuk babası. Futbol kariyeri bittikten sonra hiç yaşayamadığı ülkesine, Fildişi Sahili’ne dönmek istiyor. Fakat endişeli… Ülkesinin içinde bulunduğu durumun parlak olmadığının farkında. Ülkedeki ortalama yaşam süresi 57. Bebek ölümlerinin oranı hayli yüksek. Temiz suya erişebilenlerin ya da okuma yazma bilenlerin oranıysa çok düşük. İşte tam da bu yüzden Drogba ülkesini kalkındırmak için elinden geleni yapıyor. Fildişi Sahili’ni bir baba olarak kendi çocuklarını gönül rahatlığıyla yaşatabileceği bir ülke standardına çıkartmaya çabalıyor.

, , , , , , , , ,

Related Post

Bayern Münih’te ne oluyor?

3 thoughts on “İşte karşınızda aslan yürekli Didiger Drogba

Yorumlarınız benim için çok önemli...