Y kuşağı dünya sahnesine İspanya’da çıktı

2013/06/09 Dünya,Türkiye,Y kuşağı damladogan

Gezi Parkı direnişi ve ardından yaşananlar herkese çok şey öğretti. Taksim, adı üstünde. Osmanlı Dönemi’nde İstanbul’un suyunun toplandığı ve taksim edildiği yerdi. Yıllar sonra meydan bu kez suyun değil, onlarca farklı görüşün buluştuğu, omuz omuza geldiği bir yere dönüştü. Üstelik tüm Türkiye’de meydanları dolduranların çoğunluğu ilk kez sokaklara inen 20’li yaşlardaki gençlerdi. Onlar Y Jenerasyonu’ydu. Kitaplarda ‘kendi doğrularını her koşulda savunmasını bilen’ diye tanımlanan bir nesil. Bireysel, girişimci, teknoloji tutkunu, fikirlerini açıkça ifade eden… Aynen de böyle oldu direniş. Sosyal medyayı üs olarak kullandılar. Zaten yaşlarının gerektirdiği de buydu. Orantısız şiddete orantısız mizahla karşılık verdiler. Medyadan destek bulamayınca en yakın arkadaşlarına yani internete döndüler. Seslerini kendi çektikleri fotoğraflar ve videolarla duyurdular. Twitter’da en çok konuşulanları onlar belirlediler. Çünkü onlar bireyseldi, kimseye ihtiyaçları yoktu. Önce ‘Türkiye Baharı’ dendi yaşananlara. Uyanış, direniş… Ardından Batı’daki eylemlere benzetildi. Zira Türkiye’deki Çapulçuların hikâyesi yine gençlerin başını çektiği İspanya’daki Öfkeliler ve ABD’de Wall Street’i İşgal Et eylemlerine büyük benzerlik taşıyordu. Bakın öyküleri tanıdık gelecek mi?

 

İspanya’daki ‘Öfkeli’ gençlerin çadırı

Gösteriler 15 Mayıs 2011’de 100 kişiyle başladı. O gece polis, kurulan çadırların hepsini söktü. Küçük gösteri bir anda dev bir protestoya dönüştü. 19 Mayıs’ta sadece başkentte 150 bin kişi toplandı. Hatta bazı kaynaklara göre ülke genelinde sokağa dökülenlerin sayısı bir ara dokuz milyonu buldu. Hükümet direnemedi, ekonomik kriz derinleşirken geri adım atmak zorunda kaldı. İspanya 20 Kasım 2011’de erken seçime gitti, hükümet değişti.

 ”Gerçek demokrasi, hemen şimdi!”

Onlar kendilerine Öfkeliler diyordu. Tüm sisteme, her şeye öfkeliydiler. Sloganları “Gerçek demokrasi, hemen şimdi!” idi. Onlara göre artık hiçbir parti onları temsil etmiyordu. Dillerinde sürekli hiçbir partinin, sendikanın ya da derneğin uzantıları olmadıkları vardı. Bu yüzden seçimlerde oy vermeme ya da boş oy kullanma yoluna gittiler. Nitekim katılım oranının yüzde 69’da kaldığı seçimler İspanya tarihinin en düşük katılımlı seçimleri oldu.

Sosyal medyada örgütlendiler

Gençler daha iyi yaşam koşulları istiyordu. Ekonomik krize karşı alınan kemer sıkma önlemlerine karşılardı. Amaçları kemerleri gevşetip nefes almaktı. Sosyal medya üzerinden örgütlendiler. Atacakları her adıma beraber karar veriyorlardı. Bir grup medya ile ilişkilerden, bir grup temizlikten, bir grup sağlıktan, bir diğer grup da yeme içmeden sorumluydu. Her şey imece usulü yapılıyordu. Bilmedikleri, onlar dünyanın diğer ucunda bir başka gruba daha ilham veriyorlardı.

Wall Street işgalcileri de parktaydı

Eylemleri 17 Eylül 2011’de başladı. ABD’de artan gelir adaletsizliği artık canlarına tak etmişti. Biz yüzde 99’uz diyorlardı söylemlerinde. Kalan yüzde 1’in mal varlığının giderek artmasına tepki gösteriyorlardı. New York’taki Zuccotti Parkı’nda toplandılar ilk başta. Ama onların da çadırları söküldü, kaldıkları barakaları polisin paramparça ettiği görüntüler kaldı geriye. Fakat bu da ters tepti, gösteriler büyüdü. Gösteriler şiddetlendikçe müdahaleler arttı. ABD’nin göbeğinde yaka paça gözaltına alınanların görüntüleri haber merkezlerinde şaşkınlıkla izlendi.

İşgaller iki bin şehre yayıldı

15 Ekim günü dünyada ‘işgal’ günü ilan edildi. Amaç hem ABD’dekilere destek vermek hem de kendi ülkelerindeki sorunlara dikkat çekmekti. O gün Sidney’den Paris’e, Tokyo’dan Sao Paulo’ya, dünyanın dört bir ucundaki 900 farklı şehirde eylemler vardı. Başrolünde gençlerin olduğu gösterilerde var olan düzenin böyle devam etmeyeceğinin sinyali verildi hükümetlere. ‘Bizi yok sayamazsınız’ dendi. Ekim sonuna gelindiğinde işgaller iki bin şehre yayılmıştı. Zaman zaman durulsa da eylemlerin birinci yıl dönümü olan 17 Eylül 2012’de yine tüm dünyada gösteriler vardı.

 

Boğaziçi’nde yakılan meşale

 

Türkiye’de 100 kişilik bir grubun katıldığı ‘işgal et’ gösterileri çok ses getirmemiş gibi görünüyordu. Ancak yaşananlar domino etkisi yaratmaya hazırdı. Boğaziçi Üniversitesi’nden kalabalık bir grup okullarında kantinlerinin yerine açılan Starbucks’ı protesto etmek için ayaklandı. Ucuz ve kaliteli yemek yeme isteğiyle Kasım 2012’de okullarındaki Starbucks’ı işgal ediyorlardı. O zaman günlerce medyada yankılanan bu eylem belki de gençlerin seslerini duyurmaları için büyük ve ilk fırsattı. Gözler şimdi işgal et eylemlerinin 2. yıl dönümü olan 17 Eylül 2013’te.

, , , , , , , , , , , , , ,

Related Post

ABD seçimlerini anlama kılavuzu

Gezi Parkı out, Ay’da park in

Dinleyen dinleyene!

Bal kabağının İrlanda’dan ABD’ye yolculuğu

Yorumlarınız benim için çok önemli...