Yok mu bu şiddete dur diyecek

Yarın, yani 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü. Ancak kadınlara yönelik şiddet öyle ağır ki, istatistiklerin dışında kalmak adeta şans sayılıyor…


Bu günün hikâyesi 1950’li yıllara dayanıyor. Yer Orta Amerika’nın küçük ada ülkesi Dominik Cumhuriyeti… O zamanlar diktatör Rafael Leonidas Trujillo Molina tarafından yönetiliyor. Diktatöre karşı başlatılan hareketin liderliğini üç kız kardeş yapıyor: Mirabal Kardeşler. Diktatör Molina bizzat bu kız kardeşlerin öldürülmesini emrediyor. Üç kadın 25 Kasım 1960’da onlarca askerin tecavüzüne uğrayarak acımasızca katlediliyor.

Şiddetin bilançosu yürek yakıyor

Birleşmiş Milletler 1999 yılında 25 Kasım’ı kadına yönelik şiddetin durdurulması için önemli bir gün olarak kabul etti. Ancak her yıl 25 Kasım’da yaşanan dayanışma maalesef rakamlar ve hikâyeleri hatırlamak ve hatırlatmak ile sınırlı kalıyor. Her beş kadından birinin hayatının bir döneminde tecavüze ya da tecavüz teşebbüsüne uğradığı veya uğrayacağı bir dünya neticede yaşadığımız. Afrika’nın ortasındaki en ironik isme sahip olan ülke; Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde her gün 36 kadının tecavüze uğradığı, ruhunda tarif edilemez yaralar açıldığı, yılda 500 bin ila 2 milyon kadının insan tacirlerinin eline düştüğü, her yıl 5 bin kadının namus adına öldürüldüğü, 130 milyon kadının sünnet edilmiş olduğu bir dünya… Rakamların dışında kalmanın adeta büyük bir şans sayıldığı…

Kadınların yüzde 70’i şiddete uğruyor

Kadın bedeni son dönemde hiç olmadığı kadar gündemde. Kadınlar kaç çocuk yapmaları gerektiğinden, kimlerle aynı evde kalabileceklerine, siyasi iktidarın dilinden düşmüyor. Psikolojik şiddet bir yana dursun, şiddetin bir de fiziksel boyutu var. Eşleri veya yakınları tarafından dövülen, öldürülen, tacize ya da tecavüze uğrayan kadınların sayısı azaltılamıyor. Berdel, töre cinayetleri, kadın sünneti derken acılar katlanıyor. Üstelik Birleşmiş Milletler’in tahminleri korkutucu. Buna göre her 10 kadından 7’sinin taciz, tecavüz, fiziksel şiddet ya da istismara uğradığı düşünülüyor. Erkek egemen toplumun sokaklara yansıması, kan ve gözyaşı oluyor.

Haklarınız için yarın sokağa çıkın

İstatistiklerin Türkiye sayfası da yüz kızartıcı. Bianet’in hesaplamaları 2013’ün ilk 10 ayında 168 kadının erkekler tarafından öldürdüğünü ortaya koyuyor. 148 kadın ve kız çocuğunun tecavüze uğradığı, 123 kadın ve kız çocuğunun tacize uğradığı vahim bir tablo karşımızdaki… Üstelik bu büyük acıların önemli bir bölümü o kadınların tanıdıkları bir erkek tarafından yaşatıldı. Bazen eş, bazen eski eş, eski sevgili veya bir akraba kararttı onlarca hayatı. Kadınların attığı çığlıklar ise çoğu zaman gazetelerde birkaç satırlık haber olarak kaldı. Dünyanın dört bir yanındaki kadınlar yarın bir kez daha seslerini duyurmak, şiddetin son bulması çağrısı yapmak için sokaklarda olacak. Dileğim bu çağrının bu kez yanıtsız kalmaması…

, , , ,

Related Post

Konuşamıyorsan emojiyle anlat

Bu 8 Mart farklı olur mu?

Yorumlarınız benim için çok önemli...