Kadını güçlü yapan kıyafetleri mi?

2015/03/07 Kadınsal Mevzular,Moda damladogan

Birbirinden başarılı kadınların ortak özelliği ne? Zekaları ve hırsları mı? Hayır. Onları güçlü kılan iş üniformaları! Londra’da Nisan ayına kadar devam edecek sergi kadınların kıyafetleriyle iş hayatında erkeklerin egemen olduğu alandan nasıl rol çaldığını anlatıyor.


İster omuz vatkaları olsun, ister döpiyes, ister etten yapılan bir elbise… Bir kadının ne giydiği kendisini en iyi ifade etme yöntemidir. Çünkü kıyafet dediğin sadece giyinmek değildir. Yeri gelir sen susarsın senin yerine o konuşur. Nasreddin Hoca’nın “Ye kürküm ye” muhabbeti belki de. Kadınlar olarak bu gücün farkındayız. Çoğumuz ona göre giyiniyoruz. Ama bir de bu konunun ‘uzmanları’ var. Londra Tasarım Müzesi bu kadınların sergisini kurmuş. 26 Nisan’a kadar gezilebilecek sergide toplumsal olayların kadınların 19. yüzyıldan günümüze kıyafetlerini nasıl değiştirdiği görülüyor ve güçlü kadınların gardolapları mercek altına alınıyor. İşte modayla güçlerini ortaya koyan o kadınlardan bazıları.

Coco Chanel (1883-1971)

20. yüzyılın giyim tarzını kim değiştirdi derseniz şüphesiz cevap Coco Chanel’dir. Kadınların kendilerini nasıl gördüğünü, nasıl konumlandırdığını, her şeyi ama her şeyi değiştirdi. Kadınları korseden çıkarıp, pantolona soktu. O dönemin ihtiyacıydı belki de… 1. Dünya Savaşı’nın ardından kadınlar erkeklerden boşalan iş gücünü doldururken o da kadınlar için pantolon tasarlayan ilk modacıydı. Kadın hakları savunucusu olarak bu akımın öncüsü oldu.

Margaret Thatcher (1925-2013)

Güçlü kadın dendi mi akla ilk gelen isim: Demir Leydi Margaret Thatcher. Ne giydiğinin ne kadar güçlü mesajlar verebileceğinin farkındaydı her zaman. Bağcıklı ipek gömlekleri, tayyörleri, inci kolyeleri, kalıplı çantalarıyla “power dressing” yani güçlü görünmek için ciddi kıyafetler giyme kavramının yaratıcısıydı adeta. Stil danışmanı 1987’de dönemin Sovyet lideri Gorbaçev ile buluşması öncesi her gün için 4 kıyafet tasarladıklarını anlatıyor anılarında. Siyah tilki kürkünden şapka (hayvan hakları bugünkü gibi gündemde değildi herhalde) ve taktığı birbirinden gösterişli broşlarla her giydiği olay olmuştu o ziyarette.

Skin (1967-)

1990’lara damgasını vuran İngiliz Skunk Anasie grubunun eşsiz sesli solisti o.  Piyasada yer bulması zordu çünkü kadındı, siyahtı ve biseksüel olduğunu gizlemiyordu. Kadınlar iş hayatında vatkalarla kendilerine yer açarken, o da müzik piyasası için kanatları ve kollarına taktığı birbirinden değişik aksesuarları seçti. Alexander McQueen ve Gucci gibi birbirinden önemli tasarımcıların defilelerinde mankenlik bile yaptı. Bugün siyah kadınlar için idol olarak gösteriliyor.

Lady Gaga (1986-)

2008’den beri sadece çıkardığı şarkılarla değil, çılgın kıyafetleriyle de hayatımızın tam ortasında. Bambaşka bir giyim tarzı var. Her giydiği olay oluyor, günlerce konuşuluyor. Sergide onun siyah çöp poşetlerinden yapılmış bir elbisesi var. 2013’te Artpop albümünün tanıtımında giymişti o elbiseyi. Yine onunla özdeşleşen bir diğer kostümü 2010 MTV Video Müzik Ödülleri’nde giydiği çiğ etten yapılmış elbisesi. Hayvan hakları savunucuları ayağa kalkmıştı. Lady Gaga ise çok sembolik bir anlam yüklemişti o elbiseye: Eğer inandığımız şeyler için harekete geçip haklarımız için savaşmazsak çok yakında kemiklerimizin üzerindeki etler kadar hakkımız olacak.

 

, , , , , , ,

Yorumlarınız benim için çok önemli...