Evrene enerji yolla kiloyu ver: Her şey kafada

2015/08/30 Diyet,Sağlık,Yaşam damladogan

Evrene enerji yolla kiloyu ver: Her şey kafada  

Kilo vermeye çalışan ama benim gibi spor yapmaya üşenenlerden misiniz? Onun da çaresi bulundu. Yemek yemenin en büyük etkenlerinden biri psikolojikmiş meğer. Haydi, yollayın evrene enerjileri diyete giriyoruz!

Kilo vermek lazım ama diyet de spor yapmak da çok zor. Birçok kişiden benzer şeyler duyuyorum son dönemde. Kimi bu yazı istediği kiloda geçiremedi umutları seneye bağladı, kimi evlilik öncesi hazırlıklara kilo vermeyi de ekledi. Ama tartılar yüzümüzü güldürmedi bir türlü. Uzmanlar ise “aslında hepsi kafada” diyor. Meğer bize yemek yediren dürtü psikolojikmiş. Üşenmedim denedim.

Araştırmayı önce kendi üzerimde denedim tuttu

Bir süredir vücuduma akıl oyunları oynuyorum. İşyerinde öğlen ne kadar iyi yersem yiyeyim saat 4-5 gibi inanılmaz bir açlık hissediyorum. Gözüm dönüyor resmen. Ne bulsam saldırıyorum. Baktım ki o saatteki yemenin önüne geçemiyorum, öğlen yediklerimle oynamaya başladım. Her gün farklı farklı şeyler yedim. Sonunda şunu öğrendim: Koca bir tabak salata da yesem, zeytinyağlı da, bir tabak pilav da, akşamüstü aynı derecede acıkıyorum. Ben de sağlıksız şeyleri kestim öğlen. Doymam sanıyordum ama bal gibi de doyuluyormuş. Üstelik bir de baktım tartıda ibre aşağıya doğru kayıyor. Tabii benden mutlusu yok…

Son yıllarda aldığımız kalori miktarı arttı

Benim kendi kendime bu küçük deneyimi bilim insanları araştırmışlar haliyle. ABD’nin ünlü Cornell Üniversitesi’nden Brian Wansink’in kitabından bilgiler… Buna göre 1980’den günümüzde aldığımız kalori miktarı artmış. Kadınlar 35 yıl öncesine göre 143 kalori, erkekler ise 268 kalori daha fazla alıyor. Ama maşallahımız var. Harcamada hiç fark yok. 1980’lerde ne kadar kalori tüketiyorsak, şimdi de aynısını tüketiyoruz. E sonra da geçip soruyoruz, “neden obez olduk” diye. Ama asıl ilginç olan bunu düzeltmek için ilk aşamada spora ya da diyete ihtiyacımız yok.

Araştırma kanıtladı: Doyan mide değil göz

Wansink’e göre insanların yemek yemek için birçok nedeni var. Ama bu maalesef nadiren ‘açlık’tan. Çoğu zaman etrafımızda olanlar yüzünden yiyoruz. Aile, arkadaşlar, paketler, tabaklar, ışık, renk, şekil, koku… Liste uzayıp gidiyor. Anlayacağınız koşulların kölesi oluyoruz. Bunu da kanıtlamış. “Sonu gelmeyen” kâseler tasarlatmış. Altına gizli bir boru yerleştirilmiş kâsenin. İçtikçe aynı miktarda dolduran… Ne mi olmuş? Kâsesi boşalmayanlar çorbayı içtikçe içmiş. Boşalıp bitirenler ise “oh doydum” diye kenara çekilmiş. Normal kâseliler 450 ml çorba içerken, diğer kâselilerden 950 ml çorba içen bile çıkmış. Genel olarak kâsesi boşalmayanlar diğerlerine oranla yüzde 73 daha çok çorba içmiş. Fakat sonunda iki grup da doyma oranları olarak benzer oranlar vermiş.

Fark etmeden 1 yılda 4.5 kilo verilebilir

Araştırmanın sonunda varılan yargı şu: İnsanlar fark etmeden ne kadar yedikleriyle yüzde 20 oranında oynayabilirsin. ‘Anlamsız pay’ diye adlandırılıyor bu miktar. Ama öyle anlamsız dendiğine bakmayın. Bu payı kısarak, 1 yılda tam 4.5 kilo vermek mümkün. Ya da tabii ‘yanlışlıkla’ 4.5 kilo almak… Yani bir insan 1900 kalori mi aldı yoksa 2000 mi, ya da 2100 mü aldı 2200 mü anlamıyor. Ama tartıda sonuç büyük fark yaratıyor.

Anladık da peki, ne yapmak lazım?

Koşulların kölesiyiz kabul. Ama bunu lehimize çevirebiliriz. İşte kitaba göre şekle girmek için atabileceğimiz kolay adımlar…

 1. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur

Bütün abur cuburları çöpe atın demiyorum, ama saklayın. Çünkü göz gördüğünü ister. İş yerinde masanızın üzerinde şekerler, çikolatalar olursa onu yersiniz. Masasının üzerinde şekerleme tutanlar, tutmayanlara göre yaklaşık 7 kg daha kiloluymuş. Masanızın üzerine ya sağlıklı şeyler koyun ya da sevmediğiniz ve canınızın çekmeyeceği şeyler… Evde orta yerde meyve tutanların diğerlerine göre 3.6 kg az olması muhtemel. Şekerli, asitli içecek tutanların ise 11.3 kg fazla olması… Açık büfelerde de durum benzer. Zayıf insanlar genel olarak açık büfeleri görmeyecek şekilde otururlarmış. Kilo almaya meyilli olanların ise yüzleri büfeye dönük olarak oturma ihtimali 3 kat fazlaymış. Bu sayede büfeye 2’nci, 3’üncü tura gelenleri görüp bunu normalleştiriyorlarmış.

2. Zararlı şeylere zor ulaştığınızdan emin olun

Daha çok yemek yemeyi zorlaştırmak önemli. Daha küçük tabaklar kullanın, daha fazla yemek almak için oda değiştirmeniz gerektiğinden emin olun. Yapılan bir araştırmaya göre masada servis tabaklarını tutmak erkeklerin yüzde 29 oranında daha fazla yemesine neden oluyor. Açık büfe örneğini hatırlayın… Kilolu insanlar açık büfede en lezzetli yemeklere ortalama 4.8 metre daha yakın oturuyormuş.

3. Yavaş yiyip kendinizi kandırın

İnsanın kendini tok hissetmesi yemeğe başladıktan sonra 20 dakika sürüyor. Bunu bilip ona göre yemek lazım. Araştırmaya göre “hızlı yemek yiyin” denen kadınlar 9 dakikada 646 kalori tüketmiş. Aynı kadınlara “yavaş yiyin ve her lokmayı en az 15-20 kez çiğneyin” dendiğinde ise 29 dakikada 579 kalori almışlar. Yıllar önce gittiğim bir doktor yemek yerken ‘her lokmada çatalı bırakma kuralı’ diye bir şey anlatmıştı. Denemesi bile zor geldi. Ama teori şu: Özellikle de sofraya çok aç oturduğumuzda yemeğe yumuluyoruz. Hâlbuki sakin sakin yesek doyduğumuz noktayı hissedip durmamız daha kolay. Yani bir lokmayı ağzımıza atıp çatal bıçağı geri koymak ve uzun uzun çiğnemek lazım. Bir kez o doktorun yemek yiyişine tanık olmuştum. İnanılmazdı! Her lokmayı sayarak 50 kez çiğneyip yutuyordu. Bu sayede yağ olmuyorlar diyordu. 90 yaşına yaklaşmış olmasına rağmen öyle sağlıklıydı ki…

4.  Planlamadan çok yersiniz

Yine açık büfe örneğinden devam edelim… Zayıf ve kiloluların tabaklarını doldurma yöntemleri hayli farklı. Kilolular gidip doğrudan tabağa almaya başlıyor yemekleri. Zayıflar ise önce etrafta bir keşif turuna çıkıp ne var ne yok bakıyor. Yani ne yiyeceğini ‘planlıyor’. Sevdiklerini alıyor, az sevdiklerini bırakıyor…

5. Dalmayın, her zaman tetikte olun

Dalıp giderseniz ne yediğinizi fark etmezsiniz. Mesela televizyon izlerken yemek yemek çok tehlikeli. Nedeni basit: Çünkü ne ve ne kadar yediğine dikkat etmezsin. 1 saat televizyon izleyen biri yarım saat izleyene kıyasla yüzde 28 oranda daha fazla patlamış mısır tüketiyor. İzleme süresi arttıkça yemek miktarı da artıyor.

6. Aç alışverişe gitmek zararlı şeyler aldırır

Yıllardır söylenen altın kural: Açken alışveriş yapmayın. Daha çok satın almak bir neden evet. Ama sadece o değil… Açken genelde hemen açıp tüketebileceğimiz şeyler alıyoruz. Yani genelde çikolata, şekerleme ya da bisküvi gibi abur cuburlar… Gidip de brokoli alayım ya da balık alayım demiyoruz.

7. Seçeneği azalmak daha az yedirir

Seçenek seçimi zorlaştırır. Hepimiz için aşikâr… Seçemediğimiz için hepsini yeme isteği de yaratır. 3 yemek seçeneği sunulanlar, tek yemek verilenlere yüzde 23 daha fazla yiyor. Yani uzmanlar tabağa 2 çeşitten fazla yemek almayın diye uyarıyor.

8. Çok yiyenle aynı sofrada oturmamak gerek

Kimle yemek yediğiniz de büyük önem taşıyor. Arkadaşlarla yemek yemek yeme oranını bir anda iki katına çıkarıyor. 2 kişiyle birlikte yemek, tek başına yemeye göre yüzde 35, 7 kişi yemek ise yüzde 96 oranında arttırıyor miktarı. Dışarıda yemek yerken etraf da önemli. Mesela masanıza bakan garson kiloluysa yine yeme oranınız artıyor.

Benzer yazılar

, , , , ,

Related Post

Canımız boşuna çikolata istemiyor!

Modern çağın orucu: Bu yıl 5:2 diyetiyle forma girin

Ne yediğin değil, kiminle yediğine bakacaksın

İmdat iştahımızla oynuyorlar!

Yorumlarınız benim için çok önemli...