Aşkı uğruna Osmanlı’yı bitiren kadın: Gertrude Bell

2016/05/08 Dünya,Portre damladogan

Çölün değil, ajanların kraliçesi
Aşkı uğruna Osmanlı’yı bitiren kadın:

Gertrude Bell


Vizyona yepyeni bir film girdi Cuma günü: Çöl Kraliçesi. Başroldeki Nicole Kidman bir İngiliz ajanı canlandırıyor. Öyle bir kadın ki o… Ortadoğu’da bugün akan tüm bu kanın aslında baş sorumlusu. Neden mi böyle dedim? Gelin size Gertrude Bell’in hikâyesini anlatayım.


Aradan yüz yıl geçse de İngiltere onu hâlâ büyük bir kahraman olarak anıyor… Kızıl saçları, yeşil gözleriyle Ortadoğu’yu kasıp kavurdu zamanında. Arap coğrafyasını karış karış gezip haritaladı, modern Ortadoğu’yu kurdu. Kralları tahta çıkarttı, indirdi. Cetvellerle sınırları çizdi. Aşiretleri tek tek “kimden yana” diye listeleyip birbirine kırdırdı. Ülkesi için bugün bile devam eden politikaların mimarı oldu. Ve evet, tüm bunları tek bir kadın yaptı. Kimine göre Çöl Kraliçesi, kimine göre ‘el-Hatun’. O kişi İngiliz ajan, Gertrude Bell.

 

53 saat dağın yamacında halatla sallandı
1868’de İngiltere’de dünyaya geldi. Şanslı olanlardandı. Çok güzel bir hayat yaşadı. O yıllarda kadınların üniversiteye gitmesi nadirdi. O ise tarih okumak için Oxford Üniversitesi’ne girdi. 4 yıllık okulu yarı sürede hem de birincilikle bitirdi. Mezun olduktan sonra 1892’de önce İran’da büyükelçi olan amcasının yanına gitti, daha sonra iki kez dünya turuna çıktı. İsviçre’de Alplerin en yüksek noktasına tırmandı. Adı bir zirveye verildi. 1902’de Alplerde ekip olarak fırtınaya yakalandılar. Bellerindeki halatla birbirine bağlı 3 kişi tam 53 saat boyunca bir yamaçta sallandılar. Ama öyle dirayetliydi ki, verdiği moralle sadece o değil, tüm ekip sağ kurtulmayı başardı.

7 dil öğrendi, aşiretlerle ahbap olup listeledi
Yetmedi Ortadoğu’ya gitti. Çöllerde arkeolojik kazılara katıldı. Vaktinin çoğunu gezerek geçirdi. İngilizce’nin yanı sıra 6 dili daha (Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve İtalyanca’yı) şakır şakır öğrendi. İslam coğrafyasını karış karış gezdi. Dil bilen güzel bir kadın olarak bütün aşiretlerle ‘ahbap’ oldu. Hem gözlemlerini kitaplaştırdı, hem de bölgeyi en ince detayına kadar haritalandırdı. Yıllarca savaşlarda onun bu gözlem kitapları ve haritaları kullanılacaktı…

 

Bir buruk aşk hikâyesi
Şu hayatta en tehlikeli şey aşk işte… Helen uğruna savaş çıkmış, Şirin uğruna dağlar delinmiş. Meğer bugün Ortadoğu’nun içinde bulunduğu girdabın arkasında da bir aşk hikâyesi gizliymiş. Bell 1907’de Anadolu’daki kiliselerle ilgili bir araştırma yaptığı sırada Konya’ya da geldi. Ve o sırada hayatının aşkıyla tanıştı. İngiltere’nin Konya Askeri Konsülü Binbaşı Dick Doghty-Willie… Binbaşı evliydi. Gizli kapaklı buluşmalar ve mektuplarla sürdü bu aşk. Fakat hiç beklenmedik bir şey oldu. İngiliz Binbaşı 1915’te Çanakkale Savaşı sırasında hayatını kaybetti. İşte iddia o ki Bell o tarihten sonra Türklerden nefret etmeye başladı.

 

Gelibolu zaferi ‘yüzünden’ Araplar ayaklandı
Hıncını almak için Osmanlı ve Türklere karşı birçok faaliyette bulundu o olaydan sonra. 1. Dünya Savaşı’nda görev almak isteyince Kahire’de görevlendirildi. Yolu adına filmler yapılan İngiliz ajan, Arabistanlı Lawrence’ın yanına düşmüştü. Daha önce tanışmış olsalar da bu dönemden sonra anne-oğul gibi oldu ikili. Bell kendisine öyle resmi bir görev verilmemiş olsa da Ortadoğu’da Osmanlı’ya karşı İngiliz saflarında çalışabilecek Arap kabileleri tek tek raporladı. O rapor uzun yıllarca askeri eylemlerde kullanıldı. 1918’de Osmanlı, İngilizlerle çarpıştığı sırada, hemen her bölgede Arapların ihanetiyle karşılaştı. İngilizler bu sayede Şam ve Halep’i ele geçirdi. Musul’a girmek üzerelerken Osmanlı teslim oldu ve 1918’de Mondros Ateşkesi imzalandı. Tesadüf o ki, birkaç ay sonra İngiltere Bell’e “Üstün Başarı Nişanı” verecekti…

 

Ortadoğu’nun krallarını bile o belirledi
Hicaz’ı yöneten Mekke emirinin oğlu Faysal o dönem İngilizlerle anlaştı. Mart 1920’de Suriye kralı ilan edildi. Ancak Fransa izin vermedi. 4 ay sonra devrildi. Faysal bir kez daha İngilizlerden yardım istedi. Yine Bell girdi devreye. O sırada Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için Churchill tarafından Kahire Konferansı düzenleniyordu. Bell de o konferansa katılan tek kadındı. Onun fikriyle yepyeni bir ülke kuruldu o toplantıda. Musul, Basra ve Bağdat birleşti, Irak oldu. Babasına yazdığı bir mektupta “Ofiste tüm bir günü Irak’ın güneyindeki çöl sınırını belirlemekle geçirdim,” diyecekti… Faysal ise Ağustos 1921’de bu kez Irak’ın kralı oldu. Görevde olduğu 12 yıl boyunca İngiltere ile ittifak yaptı. Bell ise sarayda onun en yakın danışmanıydı. Ancak anlaşılan biraz zorlandı. Günlüğüne, “Bir daha kral yaratma işine katiyen bulaşmayacağım, sinirleri çok yıpratan bir iş,” notunu düşmüştü.

 

Yalnızlıktan depresyona girdi, intihar etti
İşleri ‘kendince’ yoluna koyduktan sonra kendini asıl işi olan arkeolojiye verdi. 2003’teki ABD işgali sırasında yağmalanan Irak Ulusal Müzesi’nin kurulması için tam 4 yıl uğraştı. 1926’da o da bitince bunalıma girdi. Bir yıl önce kız kardeşini tifodan kaybetmişti. Büyük aşkı Binbaşı Willie’nin ölümünden sonra evlenmemişti. İddiaya göre yalnızlıktan iyiden iyiye depresyondaydı. 12 Temmuz 1926’da 58 yaşındayken yüksek dozda uyku ilacı alarak yaşamına son verdi. Ortadoğu’yu pasta böler gibi bölen kadın, sessizce bir odada kendi kendine can verdi. Bağdat’taki İngiliz Mezarlığı’na gömüldü.

sayfa (40)

, , ,

Yorumlarınız benim için çok önemli...