Kim ne derse desin… Vücudumu seviyorum!

2017/10/22 Kadınsal Mevzular,Sağlık damladogan

Her 9 kişiden biri vücudunu sevmiyor. Üstelik saatte 1 kişi kilo verme sevdası yüzünden yeme bozukluğu yaşadığı için hayatını kaybediyor. Anlayacağınız durum fazlasıyla vahim. Peki çare ne?


 

Öyle günlerden geçiyoruz ki neredeyse kimse vücudundan memnun değil. Podyumdaki mankenleri görmek yetmiyormuş gibi Instagram bunu bir adım daha ileriye taşıyıp o ‘mükemmel’ vücutları her an gözümüze gözümüze sokar oldu. Henüz geçen hafta, sadece 78 kilo olan bir hemcinsimizin dayatılan güzellik kalıplarına uymadığı için adeta estetik operasyonmuş gibi mide küçültme ameliyatı olduğu ve hayatını kaybettiği haberini aldık. Üstelik o tek de değil. 25 yaş altı gençler için kampanyalar düzenleyen ve projeler üreten “dosomething.org” adlı internet sitesinin araştırmasına göre yeni neslin yüzde 91’i vücutlarından mutsuz. ABD’de yapılan araştırmaların sonuçları daha da vahim. Ulusal Anoreksiya Nervoza ve İlişkili Bozukluklar Derneği’ne (ANAD) göre sadece ABD’de daha da zayıf olmalıyım kaygısıyla yeme bozukluğunda mustarip olan 30 milyon kişi var. İnanması güç ama bu, her 62 dakikada en az 1 ölüme neden oluyor.

‘Güzel’in tanımı 15 dakikada değişti

Anlayacağınız durum pek iç açıcı değil. Üstelik güzellik dediğimiz şey aslında tamamen bir algı. Bu yüzden de daha da tehlikeli bir durum var ortada. Geçen aylarda İsviçre’de yapılan bir araştırmayla da kanıtlandı. Orta Amerika ülkesi Nikaragua’da hiç televizyon izlememiş, cep telefonu ya da bilgisayarı olmayan yerel halkla çalıştı araştırmacılar. İdeal kadını çizmeleri istendi. Daha sonra deneklerin bir kısmına 15 dakika boyunca aşırı zayıf mankenlerin fotoğrafları gösterildi ve aynı resmi tekrar yapmaları istendi. Sonuç çarpıcıydı. İdeal kadın çizimleri çok daha incelmişti. Büyük beden mankenlerin fotoğrafları gösterilen diğer denek grubunun çizimleri ise tam tersi yönde değişmişti. Bu da araştırmacılara göre beynin nasıl çalıştığının ve bize dayatılanların algılarımızı ne kadar değiştirdiğinin kanıtıydı.

Önce zayıf mankenler şimdi de photoshop yasaklandı

İşte bu algıları ve haliyle ayarlarımızı bozduğunu fark edenler bir süredir hatalarını telafi etmek için adımlar atıyor. Birçok ülke sıfır beden mankenlerin podyuma çıkmasını yasakladı.
Bu konuda en katı ülkelerden Fransa’dan geçen ay önemli bir hamle daha geldi. Sağlık Bakanlığı dergilerde ve gazetelerde photoshop ile oynanmış fotoğraflara bunu belirten bir ibare eklenmesi zorunlu kıldı. Dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Getty bundan sonra inceltme ya da vücutların belli noktalarına rötuş uygulanmış fotoğrafları kabul etmeyeceğini açıkladı. Sosyal medyada da çok sayıda kampanya var. Instagram’da bedenini sevdiğini belirtmek için #bodypositivity etiketiyle yapılan paylaşımların sayısı 1.2 milyonu geçti.

Erkekler de mükemmel kadını arayıp bulamıyor

Atılan adımlar geç kalmış olsa da önemli. Çünkü bu tür fotoğraflar maalesef beklentilerimizi de şekillendiriyor. Barbie bebeklere benzemeyince, ince belli, okka burunlu ya da uzun bacaklı olmayınca dünyanın sonu gelmiş zannediyoruz. Sanki herkes kırışıklığı olmayan, pürüzsüz cilde, ışıl ışıl saçlara sahip sanıp üzülüyoruz. Üstelik bu sadece kadınların değil erkeklerin hayatını da olumsuz etkiliyor. Sadece kendi görünüşlerine takmakla kalmıyorlar. Birlikte olacakları kadının da dergilerde gördükleri o ‘mükemmel’ kişi olmasını istiyorlar. Var olmayanı aradıkları için de bu onlarda da depresyona neden oluyor.

Bizden geçti ama yeni nesil için çare elimizde

Özellikle anne ve babalara büyük iş düşüyor. Çocuklarınız için öncelikle siz kendi vücudunuzla barışık olmak zorundasınız. Çok yemek yiyince pişman olmak ya da kilolu insanların arkasından konuşmak çocukları kötü etkiliyor. Kırışıklıklarınızı da göbeğinizi de sevmek en azından çocuğunuzun yanında seviyormuş gibi yapmanız gerek. Onlarla ‘güzellik’ üzerine konuşmak da önemli. En yakın arkadaşlarını neden sevdikleri üzerine sohbet edip, sevmek ve sevilme ile güzelliğin birbirinden ayrı kavramlar olduğunu anlatabilirsiniz. Zekanın ve yeteneklerin önemine dikkat çekebilirsiniz. Ayrıca ne olursa olsun küçük yaştaki çocukların medyaya çok fazla maruz kalmaması gerekiyor. Kendilerine güvenlerini artırmak için grup aktivitelerine ve spora yönlendirilmelerinde de fayda var.

 

, , , ,

Yorumlarınız benim için çok önemli...