Devir küresel göçebelik devri

2018/07/08 İş-Güç,Seyahat,Trendler,Y kuşağı damladogan

Eskiden büyüklerimiz Amerikan Rüyası tadında hayaller beslermiş geleceğe dair. İki çocuk, bir köpek, bir de güzel ev… Ama devir değişti. Artık düşler de hedefler de bambaşka. Şimdi bir yere sabitlenmeden gezip, başka başka ülkelerde çalışıp dünya insanı, yani bir nevi küresel göçebe olmak moda.


Kimi siyasetten bunaldı, kimi koşullardan… Sebep ne olursa olsun dünyanın dört bir yanında insanlar doğdukları ülkeyi terk edip, hayattaki şanslarını dünyanın bambaşka köşelerinde arıyorlar. Birçok ülke de göç etmek isteyen kişi, savaştan kaçan mülteciler değil de nitelikli işçiler olunca çok daha esnek. Mesela İngiltere geçen ay yasalarda kolaylık sağladı. Kanada’da sadece Quebec eyaleti bu yıl yurt dışından 30 bin yeni kalifiye elaman alınacağını duyurdu. Avustralya’dan Japonya’ya örnekler hayli fazla. Hal böyle olunca, hayatımız da hayallerimiz de bir anda değişiverdi.

İtalya nüfusu kadar insan başka ülkelerde

Londra merkezli pazar araştırma şirketi Finaccord her yıl rakamları araştırıyor. Sonuçlar çarpıcı. Buna göre çalışmak için bir başka ülkede bulunanların sayısı geçen yıl 66.2 milyonu buldu. Bu rakam İtalya ve İngiltere gibi ülkelerin nüfusundan bile yüksek. Üstelik her yıl yüzde 5.8’lik hızla artıyor. Bu gidişle 2021’de 87.5 milyonu bulacak. Araştırma 30 ülkeyi detaylı analiz etmiş ve ilginç bir nokta daha bulmuş. İnsanlar en çok Hindistan, Çin ve Kanada’dan başka ülkelere gidiyormuş. En çok gidilen ülkeler ise Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. ABD onların ardından 3’üncü sırada yer alıyor.

Özgür hissetmek için ülke ülke geziyoruz

Bu rakamların böyle hızlı artmasının en önemli nedeni genç neslin alışkanlıkları. Eskiden çalışmak için Almanya ya da Hollanda’ya giden Türkler misali ekonomik nedenlerle yurt dışına gidilirdi. Herkesin aklında da para biriktirip dönmek olur, tüm adımlar hep bu düşünceye göre atılırdı. Şimdi ise durum farklı. Yeni nesil özgür olmak ya da en azından öyle hissedebilmek için başka ülkelere gidiyor. Kendi ülkelerinde kalanlar bile bir firmaya bağlanıp çalışmak yerine freelance olmayı tercih ediyor. Bu da yine onlara mobil olma, kimseye hesap vermeden canları o anda nerede olmak isterse orada olma imkanı sağlıyor. Öyle ki şu anda ABD nüfusunun yüzde 36’sı yani 57 milyon kişi freelance olarak çalışıyor. Yapılan tahminlere göre 2027 yılında ise bu rakam 83.4 milyona çıkacak ve ilk kez freelance çalışmayanlarla eşitlenecek.

Yeni meslekler ve teknoloji işi kolaylaştırıyor

Yeni iş tanımlarının ve olanaklarının da bu rakamlardaki artışa etkisi büyük. Örneğin seyahat bloggerlığı son yılların en havalı mesleklerinden. Sevdikleri şeyi yapıp sponsorlar sayesinde birçoğumuzdan daha çok para kazanıyorlar. Unsettled ya da Remote Year gibi firmalar kendilerine başvuran mobil çalışma imkanı olan insanları gruplar haline getirip dünyayı gezdiriyor. Yazılımcı, blogger, gazeteci ya da satış temsilciliği yapanlar grup halinde 1 yıl boyunca 12 şehri gezip kendi belirledikleri saatlerde organizatörlerin o şehirlerde ayarladıkları ofislerde çalışıyor. Kalan vakitlerinde de şehri gezip kültürü tanıyor. Tabii bunun için de firmaya baştan belirli bir miktarda ödeme yapılıyor. Ulaşım, konaklama, 24 saat internet erişimi sağlamak ise firmanın sorumluluğu.

İnternet olan her yerden çalışmak mümkün

Tabii bu olanakların artmasında gelişen teknolojinin payı büyük. Artık birçok kişi diğer çalışanlarla yüz yüze gelmeden kablosuz internet olan her yerden çalışabilecek imkana sahip. Toplantılar görüntülü konuşmalarla yapılıyor, işler e-postalar üzerinden hallediliyor. Artırılmış gerçeklik insanların fiziksel olarak orada bulunmasa da işlerini halletmelerine yardımcı oluyor. Bu da insanların daha mobil olmalarını sağlıyor. Yani 9-5 çalışmadan tek kaçış yöntemi artık home-office yani evden çalışmak değil. Bali’deki bir sahilde internetten işlerinizi halledebilecekken kim neden ofise tıkılıp kalmak istesin ki?

Firmalar da bize ayak uyduruyor

Alışkanlıkların değiştiğini fark eden firmalar hızla bu yeni trende ayak uydurmaya çalışıyor. Uber lüks araçları, Airbnb ise gözde mekanlardaki lüks evleri birbirimizle paylaşmamızı sağlamıştı yeni nesil olarak. Şimdi de ofisleri paylaşıyoruz. Ülke ülke gezen yeni nesil, Starbucks köşelerinde çalışmaktansa işi biraz daha profesyonelleştiriyor. Gittikleri yerde acil durumlarda IT desteğinden, her an hazır kahvesini, çayını bulabileceği, toplantı odaları olan profesyonel yerleri kısa süreliğine kiralıyor. WeWork, Cowrks ya da Regus gibi dünyanın dört bir yanında boş paylaşımlı ofis sağlayan firmalar giderek popülerleşiyor. Forbes’un geçen aylarda yayımladığı ve büyük ses getiren analize göre 24 ülkede ofis sunan WeWork’un değeri 20 milyar doları geçti bile. Hem ülkelerdeki freelance çalışanlar hem de expat diye nitelenen yabancı çalışanlar gelip rahat rahat bu ofisleri kullanıyor.

, , , ,

Related Post

Y kuşağının para harcama alışkanlıkları değişti

Anneden yemek tarifi almak mazide kaldı

Mal mülke değil, anılara odaklanıyoruz

Dünyayı ‘yeni nesil’ liderler kurtaracak

Yorumlarınız benim için çok önemli...